Skip to content

BİRLEŞELİM-Irkçılığa ve Faşizme Karşı Birleşelim

Site Araçları
Dar ekran çözünürlüğü Geniş ekran çözünürlüğü Ekran çözünürlüğüne otomatik ayarla Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Şu an buradasınız Anasayfa arrow Fanzinler arrow Nar-Sayı 1 arrow Gülsüm
Gülsüm PDF Yazdır E-posta
Yazar sermin   
Cuma, 28 Mart 2008
Bir varmış bir yokmuş evvel zaman içinde kalbur saman içinde develer tellal pireler berber iken ben senin beşiğini tıngır mıngır sallar iken zamanlardan bir zaman düğünlerden bir düğün varmış on iki yaşındaki gülsün amcasının oğluyla evlendirildiğini , beyaz elbiseyi çok sevdiğini, aynı ablası gibi gelin teli taktığını ama pastadan ona çok az verdiklerini bez bebeğine anlatırken odaya birden ailenin bütün kadınları girmiş. bir yandan ağlayıp bir yandan gülen teyzelerini görünce gülsüm kıkırdayarak bez bebeğinin olmayan kulağına deli olduklarını biliyordum ama bu defa sana da gösterdiler diye fısıladayacak olmuş ki annesi bir anda almış bebeği elinden. gülsümün çeyizleri dışarı ağlaşarak gülüşerek çıkarılırken Fatma kadın gülsümü tenhaya çekmiş kızını tembih edesiye evlilikten bahsetmiş karılık vazifelerini sıralamış gülsümün hiçbir şey anlamadığını belli eden yuzunden uzun uzun öptükten sonra siyah bir taş tutuşturmuş eline ah güzel kızım anasının kınalı kuzusu ne kızlığı bilirsin ne kadınlığı dinletemedim babana gidersin boynum bukuk ama aklına koy bunu efsunlu annenden yadigar baktın ki olmuyor bu kara taşı üç kere okşa gidersin. Gülsüm tam annesine soracak sarılacak olmuş ki bir anda kendini gelin atının üstünde bulmuş. At her adım attığında gülsümün yüreği her hop ettiğinde biraz daha unutmuş kara taşı ,efsunlu Fatma annesinin dediklerini Gülsüm bez bebeğinden ayrı geçirdiği ilk gece oyle çok ağlamış öyle çok ağlamış ki butun köyün dağları taşları sek sek oyunları yasa durmuş. Amcasının oglu içeri girende gulsumun yuzgorumlugunu takanda ablasından duydukları aklına dusende gulsumun kalbi kafeste kus gibi çırpınmaya başlamış .amcasının oglu hangi ara uzerine çıkmış çarşafı kanıyla boyayamadı diye niye dovmüş hiç anlamamış. O sabah hiç diğer sabahlara benzememiş gulsum niye zorla babasının evine götürüldüğünü hiç anlamamış ama bez bebeğini öyle göresi gelmiş ki hiç sormamış. Annesi ağlayanda babası tüfeğine davrananda halası atılmış gülsümün bir çare doktora götürelim deyivermiş gülsüm doktoru duyunca çarşı düşmüş yüreğine öyle ya doktora götürsünlerdi çarşı gezdirsinlerdi. Bir soluk varmışlar doktorun yanına doktor gülsüme bacaklarını aç deyince gülsümün yüzü pancar kesilmiş ses etmemiş ama oyle anlamamış oyle anlamamış ki gülsüm bez bebeğine bile dökülememiş. Dışarıdaki kalabalığa doktor muştularcasına kız bu deyince daha bir şaşırmış gülsüm e bilmez mi onlar gülsüm kadar gülsüm doğduğunda beri kızdı ya hani kız olduğu için babası az mı dövünmüştü az mı utanmıştı anası az mı çekmişti gülsümün kızlığını şimdi ne diye bir daha çekiyordu efsunlu anası. Beyaz çarşaftan kalkanda gulsumu bi koşu eve yetiştirmiş kaynatası ekmek yapmak ortalığı derlemek hizmet etmek lazım gelir misafirlere gulsum hiç bilmezmi babasının evinde iycene öğrenmemiş miydi. Sabah ezanından akşam vaktine hizmet etmek zoruna gitmezmiş hiç gülsümün amcasının oğlunun her gece ustune çıkıp canını yakmasına da ses etmezmiş ya kaynanasından kocasından yediği dayaklar düşürmüş aklına efsunlu anasının kara taşını. üç kere usul usul okşayayazmış… Zaman durmuş zaman koşmuş gülsümü camdan yapılmış kocaman bir binanın içine düşürüvermiş siyah takım elbisesi pek bi yakışmış hele ipek gömleğiyle görse anası gulsumun sevincinden ağlarmış. Gülsüm bu insanlar ne diye bebelere düşman ne diye gebe kalmayacağına dair kağıt imzalattılar hiç anlamamış sesini de çıkarmadan hem işte çalışıp hem evde gulsumun maaşına ek gelir diyen kocasına hizmet eder olmuş çok yorulmuş çok sıkılmış ama sesini kısmasını bilmiş patronu her gun odasına çagıranda iş arkadaşları konuşurken gülsümün memelerine bakanda hele bir de asansörde sıkıştıranda gulsumun aklına biricik anası efsunlu anası düşmüş elini çantasına sokup kara taşını üç kere sinirli sinirli okşayıvermiş Zaman durmuş zaman koşmuş gülsümü masal bir eve atıvermiş iki de çocuk koymuş ki yanına baksan kıyamazsın öpsen doyamazsın. Gulsum sabah kocasından evvel kalkar yemeğini hazır eder çocukları kaldırır okula yollar başlarmış iş görmeye öyle bir evmiş ki bu ne temizliği biter ne yemeği yetişirmiş akşam olanda gülsümün yüreğine bir korku düşermiş öyle ya kocası kim bilir yine ne kadar yorulmuş ne kedar sinirlenmiştir. Kocasının  hep oturursun evde ben çalışıyorum demesini de sinirini de yemeğini beğenmemesini de her bişeyine kusur bulmasını da sineye çekermiş ama komşuların yanında alay etmesi küçük görmesi pek bi içine dokunurmuş gülsümün Allahtan kocası pek dövmezmiş arada bir o da çok sinirli olunca bir iki tokat atarmış ama gülsüm ekmeğini yediği kocasının kusurunu yuzune demezmiş .gulsum yaşarmış böyle yaşamasına ama o gece hastayım demesini dinlemeyen kocası zorla üstüne çıkınca zorla filmlerde gördüğü ayıp şeyleri gülsüme yaptırmaya çalışınca bir yandan ağlarken bir yandan çeyizlik dantelinin ustundeki kara taşı üç kere titreye titreye okşamış Zaman durmuş zaman koşmuş gülsümü yemyeşil kalabalık bir yere atıvermiş yurumuş yurumuş insan görmüş heykel görmüş koca koca yan yana binalar görmüş panoları okuyanda bilmiş gülsüm nerdeymiş insanlara soranda emin olmuş kaf dağının arkasında bir okulda odtudeymiş. İçini bir sevinç kaplamış ki gülsümün bez bebeğine anlatası gelmiş dağlar taşlar çimler heykeller sevinmiş gülsümle gülsüm kendini özgür bilmiş saçını savurmuş yüzüne mutluluk takmış dersin yolunu tutmuş. Hocası gulsumun eteğini görende kızım halka açılmışsın deyivermiş okulun patronu gulsumu görmeyende odtude kadın yoktu deyivermiş gulsum oyle mutluymuş ki duymayası gelmiş. gel zaman git zaman bahar olmuş ortalık bir suslenmiş bir guzellenmiş şenlik denmiş gulsumun aklına ablasının düğünü düşüvermiş bir sevinmiş gülsüm bir oynayası gelmiş ki kırk gün kırk gece oynasa doymazmış. ama sınıf arkadaşı zorla öpende gülsümü feri sönmüş hele bir de nerden geldiği belli olmayan o kağıdı okuduğunda ne çok kadının bu okulda tecavüze uğradığını öğrendiğinde duymayası gelen şeyler tekrar aklına düştüğünde oyle uzulmuş oyle yorulmuş ki bu hayattan aklına dusen kara taşını bir kere bile okşayacak mecali kalmamış.Zaman durmuş zaman bir daha hiç koşmamış gulsum elinde efsunlu kara taşıyla kalakalmış oyle çaresiz kalmış ki dağlar dağ olmuş taşlar taş olmuş şenlik sönmüş heykeller sırtını dönmüş bir mecal bulamamışlar gülsüme. Kafasını kaldıranda ellerinde kara taşlarıyla bekleşen koyler dolusu cam binalar evler dolusu kadın görmüş gülsüm içine bir umut doğmuş bir kendine anlatmış bir bez bebeğine  Gökten üç efsunlu kara taş düşmüş biri efsunu fatma annelere biri gülsümlere biri gülsümü anlayıp umudunu paylaşanlara…

 

Son Güncelleme ( Çarşamba, 14 Mayıs 2008 )
 
< Önceki   Sonraki >