Skip to content

BİRLEŞELİM-Irkçılığa ve Faşizme Karşı Birleşelim

Site Araçları
Dar ekran çözünürlüğü Geniş ekran çözünürlüğü Ekran çözünürlüğüne otomatik ayarla Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Şu an buradasınız Anasayfa arrow Fanzinler arrow Nar-Sayı 1 arrow Adile Naşit
Adile Naşit PDF Yazdır E-posta
Yazar Aris Nalcı   
Pazar, 30 Mart 2008
 Biz azınlık kuzucukların Bu yıl 6. sı gerçekleştirilen Perafest Kapsamına 10 Aralık'ta ölümünün 20. yıldönümünde Adile Naşit'i andık Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi'nde. Televizyonda ne bir haberi çıktı ne de gazetelerde kendisiyle ilgili bir makale. Henüz tek kanallı televizyon yayını yapıldığı dönemde akşam saat 19.05 dedin mi televizyon başında birer kuzucuğu olurduk Adile Teyze'nin. Gün boyunca ilkokulda bize verilen tekdüze eğitimin getirdiği monoton yaşamımızın belki de en renkli dakikalarını geçirirdik onla birlikte. Hala bazen uyurken sesini duyar gibiyim “Canlarım”, “Kuzucuklarım” diyor dibine kadar girdiğimiz televizyonun boğuk hoparlörlerinden. Artık televizyonlardan akşam saatlerinde çocuklara masallar anlatılmıyor. O saatler artık ana haber bültenlerinin ablukaları altnda. Uykudan önce annelerimiz dışında kulağımıza güzel sözler fısıldayan da yok 20 yıldır. 1980 öncesi ve sonrasında 1987'ye kadar bir ekol yaratan program için ekşisözlükte yapılan bir yorum beni 20 yıl öncesine geri götürüyor: “Uykudan once'de isimleri soylerken darbe sonrasi olmasi nedeniyle, devlet televizyonunda her ismi soyleyemediginden, pek cok cocuga hayal kirikligi yasatmis nefis kadin... yasitim olan ulas'lar, deniz'ler, mahir'ler hala zaman zaman televizyon basinda beklemelerini anlatırlar...”Evet ben de hatırladım neden benim ismim hiç geçmiyor acaba diye. Ama alıştırılmıştık sanki okularımızda ismimizin asla Adile Naşit tarafından söylenmeyeceğine. Adile Naşit, kuzucularına hiç Aris, Tamar, Vahram, Andrea, Mişel, Adina veya Niko diye seslenmeyecekti. Biz de beklemeyecektik zaten böyle bir şey. Sevgisi vardı ya onun, ekranları aşıp içimizi titreten, o bile yeterdi bize....20 yıldır kalbimiz bir kez daha almadı o titreşimleri bir daha...Aile toplantılarında ve bazen de akraba ziyaretlerinde, çoğu zaman dilden dile dolanan bir efsaneydi Adile Naşit'in Ermeni kökeni. Belki ismimizi onun ağızından hiç duyamayacak olan bizler için bir teselli olsun diye avuntu yapıyorlardı bize, belki de gerçekti. Biz yine hiç sorgulamadık ne kimliğini ne kişiliğini ne de politik görüşünü. Şimdi kocaman genç olan bizlerden Adile Naşit'in politik görüşü hakkında bir tek kelime edebilecek birileri varmıdır acaba?Soner Yalçın'ın “Bizim Güzel Ermenilerimiz” başlıklı bir makalesinde Adile Naşit'in de Ermeni asıllı olduğunu söylemesi biz isimlerini duymaktan mahrum kuzucuklar için ufak da olsa bir teselli kaynağı olmuştu. Hani söylemiyordu ama Adile Teyzemiz de içinde hissediyordu bizi belki, içinden söylüyordu isimlerimizi diye.... Adile Kuriğim olmuştu birden...“Çok ayıp” etmişler!Geçtiğimiz Şubat ayında Almanya'da yayınlanan Versanet isimli dergide Adem Dursun'un Naşit ailesinin son yaşayan üyesi Naşit Özcan ile yaptığı bir söyleşi ile kimlik meselesi yeniden gündeme geldi...Adile Naşit'in Ermeni kökeniyle ilgili söylemlerden oldukça rahatsız olan Naşit Özcan “Soner Yalçın, Hürriyet gazetesinde 'Bizim güzel Ermenilerimiz' başlıklı yazısında dedem Naşit Bey'i, babam Selim Naşit Özcan ve halam Adile Naşit'i Ermeni olarak gösteriyor. Çok ayıp!..Bir defa Naşit Bey'in hanımı Amelya Hanım Rum'dur. Onun annesi ve anne tarafı Ermenidir. Dedem Naşit Bey bir Osmanlı Türk adamıdır!.. Amelya Hanım dedemle evlenince Türk kimliğini almıştır. Dolayısıyla babam Selim Naşit ve halam Adile Naşit'in her ikisi de Türktür!..Her ikisi de ölünce camide Kuran okunarak Türk mezarlığına gömülmüşlerdir. Dedem dahil olmak üzere hepsi Türk oğlu Türktürler!.. Benim annem Rumdur. Bende yarı bir kırmalık vardır. Ancak, dedemi, babamı ve halamı Ermeni diye lanse etmek Soner Yalçın gibi araştırmacı bir gazeteciye yakışmayan bir durumdur... Bu hedef göstermek gibi bir şeydir!.. Halamın cenazesine Türkiye'nin her tarafından insanlar geldi. Ben bu ailenin yaşayan bir ferdiyim; bana bir telefon edip sorabilirdi.Araştırmacı diye geçinen Soner Yalçın gibi yazar ve gazeteci, koskoca bir Naşit'i Ermeni diye gösterebiliyorsa; bu devletin yazarlarından ve gazetecilerinden şüphe etmek gerekir!..Soner Yalçın'ın bunun hesabını Türk halkına vermesi gerekir; bana değil!..” diyordu. Okuduktan sonra önce üzüldüm belki kendimce yarattığım teselliyi kaybettiğim için. Ardından da Başit beyin verdiği tepkiye sıkıldım. Zira Adile Naşit'in Ermeni kökenli olduğunu ifade etmek “hedef” göstermekle, “hakaret” etmekle aynı şeydi onun için. Umarm Adile Kuyrik bizi duyuyor ve biz küçük azınlık kuzucuklarının çocukluğumuzdan beri nasıl “hedef” gösterildiğimizi anlıyordur... KUTU: Adile Naşit, 17 Haziran 1930’da İstanbul’da doğdu. asıl adı Adile Keskiner’dir. Tiyatro oyuncusu Amelya Hanım ile ünlü komedyen Naşit’in kızıdır. Babasının ölümü üzerine öğrenimini yarım bırakarak, 1944 yılında İstanbul Şehir Tiyatrosu Çocuk Tiyatrosu’na girdi. herşeyden biraz oyunuyla sahneye çıktı. Aynı yıl Halide Pişkin’in grubuyla İstanbul’da turneye çıktı. Daha sonra Muammer Karaca’nın Tiyatrosu'na girdi. 1948’de komedi oyuncuları Aziz Basmacı ve Vahi Öz’le birlikte kurdukları toplulukta 1951 yılına kadar çalıştı. Yine 1948 yılında Lüküs Hayat filmiyle sinema oyunculuğuna başladı. 1950’de, kendisi gibi tiyatorcu olan Ziya Keskiner ile evlendi. 1954’te yeniden Muammer Karaca Tiyatrosu'na döndü ve 1960’a dek burada çalıştı. 1961’de, eşi ziya keskiner ve ağabeyi Selim Naşit Özcan ile birlikte, Naşit Tiyatrosu’nu kurdular. bu topluluğun dağılmasından sonra 1963’te girdiği Gazanfer Özcan- Gönül Ülkü Tiyatrosu'nda, 1975’e kadar aralıksız olarak çalıştı.Adile Naşit, sinemaya ikinci ve asıl girişini 1970’lerde yaptı. 1976’da işte hayat adlı filmdeki rolüyle, antalya Altın Portakal Film Festivali’nde en iyi kadın oyuncu ödülünü kazandı. Bu, Türk sinemasında, ‘star’ olmayan bir başoyuncunun kazandığı ilk ödüldü. Hababam sınıfı filmlerinin birçoğunda, müstahdem kadın rolüyle yeraldı ve buradaki oyunculuğuyla da büyük beğeni kazandı. 1978’de uluslararası sanat gösterileri’nin tiyatro ve müzikallerinde rol almaya başladı. 1981 yılında trt televizyonunda uykudan önce isimli bir çocuk programı yapmaya başladı. bu programda anlattığı masallar ve öykülerle, çocukların gönlünde taht kurdu. gerek sinema filmlerinde, gerekse oyunlarda, basit, saf, iyi yürekli kadın tiplemesini başarıyla oynadı ve kendine has bir üslûpla yenileyerek karakteristik hale getirdi. adile naşit, 11 Aralık 1987’de İstanbul’da öldü.
Son Güncelleme ( Perşembe, 15 Mayıs 2008 )
 
< Önceki   Sonraki >